Türkiye’deki yoğun bakım ünitelerinde (YBÜ) yaşanan kriz, sosyal medya platformu X üzerinden paylaşılan bir mesajla gündeme geldi. Bu durum, acil müdahale gerektiren trafik kazası ya da düşme gibi durumlar yaşayan sağlıklı bireylerin, uzun süre tedavi gören kronik hastalar nedeniyle yoğun bakım yataklarına ulaşamaması sorununu ortaya koyuyor. Bu durum, sağlık sisteminde ciddi bir etik ve yapısal sorunu yeniden tartışmaya açtı.
**Akut Travma ve Kronik Hastalar Arasındaki Çelişki**
Yoğun bakım ünitelerinin temel işlevi olan “hızlı tedavi ve hayati tehlikeyi atlatma” hedefinin giderek kaybolduğu ifade ediliyor. Mesajda, acil olarak yaşam desteğine ihtiyaç duyan sağlıklı bir çocuğun, aylardır tedaviye cevap vermeyen ve tıbbi umut taşımayan terminal hastalar nedeniyle tedavi edilememesi durumu çarpıcı bir şekilde aktarıldı. Uzun süredir aynı yatakta yatan hastaların, acil tedavi gerektiren vakaların önünü kestiği vurgulandı. Bu bağlamda, yoğun bakımların neredeyse uzun dönemli bakım merkezlerine dönüşme riski bulunuyor.
**Hekimlerin Karşılaştığı Ahlaki İkilem**
Sorunun sadece yatak kapasitesi ile sınırlı olmadığı, aynı zamanda hekimlerin ciddi etik ve hukuki sorunlarla karşı karşıya kaldığı belirtiliyor. Acil servisteki bir doktorun, tedavi şansı olmayan bir hastayı solunum cihazından çıkarması ve bu yatağı, yaşam umudu yüksek bir çocuğa tahsis etmesi durumunda ne gibi sonuçlarla karşılaşabileceği sorgulanıyor. Bu tür bir karar almanın, hekimin kariyerinde yaratacağı olumsuz etkiler, medya tarafından nasıl ele alınacağı ve hasta yakınlarının tepkisi gibi sorular, mevcut durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor.
**Çözüm Önerisi: Merkezî Trijaj Algoritması**
Yoğun bakım yataklarının büyük bir kısmının uzun süreli tedavi gören hastalar tarafından işgal edilmesi gerektiği vurgulandı. Bu sorunun, bireysel hekim kararlarına bırakılmaması gerektiği ifade edilerek, Sağlık Bakanlığı’na çağrıda bulunuldu. Hekimlerin itiraz edemeyeceği ve bilimsel temellere dayanan bir trijaj algoritmasının uygulanması gerektiği savunuluyor. Böyle bir sistemin, iyileşme ihtimali bulunmayan hastaların otomatik olarak sistemden çıkarılmasıyla, kurtarılabilir hastaların tedaviye erişimini sağlayacağı belirtiliyor.
Sosyal medyada gündeme gelen bu durum, sağlık sisteminin göz ardı edilen bir krizini de gözler önüne seriyor. Geçtiğimiz günlerde Ağrı’da bir bebeğin yoğun bakım için başka bir ile sevk edilmesi durumu, bu sorunun ciddiyetini bir kez daha ortaya koyuyor. Yoğun bakım ünitelerinin neden dolu olduğu, yalnızca ani hastalıklar mı yoksa uzun süreli tedavi gerektiren durumlar mı olduğu sorusu, sağlık sistemindeki derin sorunları ele alıyor.